BAL

Arılar iğnelerinden, ürettikleri bala, taşıdıkları polene kadar şifa dağıtıyorlar. Amerika'da bir kilo arı zehiri yüksek fiyatlara alıcı bulurken, dünyanın en çalışkan arılarına Bolu'da rastlanıyor. Kıtalararası vızıldayan bu sevimli canlıların mizaçları, ürettikleri bal çeşitleri ve arıcılık konusu hayli ilgi çekiyor. Hangi besin maddesi bir asır boyu bozulmayıp atılmayı gerektirmeden kalabilir dersiniz? Su ve herhangi bir kokuya maruz kalmadığı, serin yerde muhafaza edildiği sürece bal, en dayanıklı besin kaynağımız. Üstelik, akıllara durgunluk verecek kadar da sağlıklı bir besin. Bir insanın yılda beş kilo normal bal tüketmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, araştırmalarını daha ileriye götürerek, balın, hücre yenilemesine yüzde 80 katkısı olduğunu kanıtlamışlar. En çalışkan ve hızlı arılar Bolu'da...
Bugün en iyi arıcılık, Rusya'nın Kafkas arılarıyla yapılıyor. Yine bir araştırma sonucu, dünyadaki en sert mizaçlı, hızlı ve çalışkan arıların Bolu'da bulunduğu saptanmış. Bolu arıları kendi türlerine nazaran 5 mm daha büyük oluyorlarmış. Siyah renkten, ani hareketlerden, korna sesinden ve teneke gürültüsünden hiç haz etmeyen arıların hızını yavaşlatmanın elbette yolu var. Arıcılar, bal toplama işlemi sırasında, rahat hareket etmek için, içinde tezek, mısır koçanı ve köre (çürümüş ağaç kabuğu) bulunan körüklerle püskürtme yapıyorlar. Başlıca bal çeşitleri Salgı balı ya da çam balı Bu balın oluşması iki aşamada gerçekleşiyor: Basra denilen böcek, çam ağacını deldikten sonra, arı, gövdeden çıkan bu salgıyı, bal haline getiriyor. Halk arasında çam balı olarak bildiğimiz bu çeşit, diğerlerine nazaran pek makbul değil. Çünkü kristallenme özelliği yok. Besin değerinden ziyade, tadı için tercih ediliyor. Çiçek balı Arının ay çiçeğinden tutun da diğer bütün çiçeklerin özünü kullanarak ürettiği çiçek balı, bilindiği gibi çok değerli ve besleyici. Aslında kokusu yok. Eğer arı akasya, kestane ya da ıhlamuru tercih ettiyse balı yerken bu bitkilerin kokusunu yoğun olarak hissedersiniz. Pamuk balı Pamuk bitkisi çiçeklerine üşüşen arıların ürettiği bal çeşididir. Lezzetiyle ün yapmıştır. Püren balı Gürece ormanlarının bulunduğu Balıkesir-Çanakkale yolunda, bitki örtüsünün maki olması, bu balı oluşmasında önemli rol oynar. Arının bu bitkilerden topladığı öz, bala vişne suyu tadını verir. Püren balı, Avrupa besin sektöründe önemli bir yer tutar. Narenciye balı Akdeniz bölgesinde en çok tutulan bal çeşididir. En büyük pazarı Adana'dır. Portakal, limon ve mandalina kokusu içerir. Kekik balı Bal çeşitlerinin arasında en kaliteli olanıdır. Saf kekik otundan öz toplayan arıların ürettiği şeffaf, kekik kokulu, buruk tatlı bir baldır. Biraz ağır olmasına karşın, karaciğer başta olmak üzere, mide, astım ve egzama hastalıklarına iyi geldiği söylenir. Üretimi için kovanlar, Karadeniz ve Afyon'un yüksek bölgelerinde yetişen kekik otları arasına bırakılır. İğnesi hayat kurtarıyor Arıların marifetleri bir kez daha takdir edilmeye değer gerçekten. Faydaları yalnızca ürettikleri balla sınırlı değil üstelik. Canımızı yakan iğneleri bazı durumlarda yararlı olabiliyor, hatta hayat kurtarıyor. Örneğin, arı iğnesinde bulunan zehirin romatizma ağrılarına iyi geldiği söyleniyor. Ancak Penisilin'e alerjisi olanların arı sokmasının ardından ölümle burun buruna geldiği gerçeğini de belirtmekte yarar var. Arı zehirinin bir çok hastalığın tedavisinde kullanıldığı Amerika, arıları tıpta da kullanmaya başlamış. Polen ve arı sütünün faydaları
Polenlerin yararlarına ne demeli? Çiçeklerin ortasında bulunan erkek üreme hücreleri olan polenler, arının bacaklarına yapışık halde bulunuyor. Ancak mikroskop altında görülebilen bu çiçek tozu, B grubu vitaminlerinin yanı sıra, kalsiyum, fosfor ve bazı mineralleri de içeriyor. Ama polenden daha etkileyici ve besleyici bir madde var: Arı sütü. Şeker hastalığına iyi geldiği cinsel gücü arttırdığı söylenen bu madde aslında kraliçe arının yiyeceği. Kovanlardan tatsız ve krem gibi bir madde halinde çıkarılan arı sütünün metalle temas etmemesi, normal balın içine karıştırılmaması gerekiyor.
Arı sütünün kişi başına yılda iki gram tüketilmesi gerektiğini de hatırlatalım.
BAL ÇEŞİTLERİMİZ........
 Kestane Balı: 
Kestane; Fagaceae familyasının ballı olarak bilinen üç türünden biridir. Koyu kahve renkli, buruk biraz acı ve kestaneye özgü tadı ve kokusu olan bu bal,  antiseptik özelliğiyle tanınır. Yaklaşık 30 metre yükseklikte olan dalların çiçeklenme  zamanı Haziran ve Temmuz aylarıdır. Bal arısı kestaneden hem polen hem nektar hem de salgı toplar. Arılar kestaneden nektar toplarken tozlaşmayı da sağlayarak kestane üretimine katkı da bulunurlar. Bitkinin balı da meyvesi gibi koyu kahve renklidir. Kristalleşmesi yavaştır, kristalleştiği zaman çok ince granüller oluşturur. Araştırmalarda antibiyotik özelliğiyle  B.Hemolotik streptecoc'lara karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. B ve C vitaminleri açısından zengin olan Fer Kestane Balı kasları kuvvetlendirici,  kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapar. Kestane Balı solunum ve sindirim sistemlerine olumlu etkiler getirmektedir. Özellikle mevsim değişikliklerinde bol miktarda kestane balı  tüketilmelidir. 
 Narenciye Balı  
Narenciye Balı Akdeniz yöresine özgü bir baldır. Narenciye ağaçları Nisan ayında çiçeklenir,  meyve kabuklarında eterik yağ vardır. Narenciye ağaçlarından gelen nektar akışı üç hafta kadar sürer ve bol miktarda olur. Narenciye balının yüksek düzeyde kalsiyum fosfat ve demir fosfat içerdiği saptanmıştır.  Narenciye Balı açık sarı renkte ve akışkandır. Ağaçlarına özgü rayiha ve seçkin lezzeti vardır, bol miktarda C vitamini içerir. Karaciğere olan olumlu etkisi bilinmektedir. Uzmanlar tıbbi açıdan da narenciye balına önem verilmesi gerektiğini kaydetmektedirler. Sinir yatıştırıcı, kramp çözücü özellikleri nedeni ile sinir hastalıklarında kullanılır.
 Çam Balı 
Çam Balı : Çam ağaçlarında yaşayan bir kısım canlıların, yani basra'nın (örneğin çam pamuklu koşnili) salgıladıkları bal şebnemi (bal çiçeği= basura) denen tatlı maddeler, balarıları tarafından toplanarak değişikliğe uğratılır. Çam balının oluşumu iki aşamada gerçekleşir:
1. Aşama -Önce, basra denilen canlı, onbinlercesi biraraya gelerek topraktan ağacın gövdesine tırmanır ve orada yaşamaya başlar. Bu sırada ağaçların cephelerinde beyaz pamuk benzeri tomarlar meydana getirirler. Bu, insan gözüyle kolayca görünür. Yaz aylarına, Ağustos' a doğru basra canlısı çam ağacının özünden elde ettiği ettiği beyaz ve renksiz bir salgı oluşturur. Bu salgı ağacın gövdesinde ince bir ip gibi sallanır.
2. Aşama: Kovana bal taşıyacak arılar çam ormanlarında dolaşır ve yukarıda bahsedilen, çam ağaçlarının gövdesindeki çam özlü salgıyı alırlar. Arılar, bünyesindeki salgılarla bu ham haldeki çam balını işleyip kovana taşır. Peteklerdeki gözlere işçi arılar tarafından yerleştirilir. Dünyadaki çam balı üretimin %90'ı Türkiye'de yapılmaktadır. Kalitesi, aroması ve içerdiği zengin besin maddeleriyle Türk Çam Balına yurt dışından büyük bir talep vardır.
Çam balının en önemli özelliği kıvamı bozulmadan veya donmadan yıllarca saklanabilmesidir. Bu nedenle pazarlaması da kolaydır. Rengi çiçek ballarının ekseriyetinden daha koyudur. Besin değeri biraz daha düşük olmakla birlikte, özellikle boğaz rahatsızlıklarına çok iyi gelir.
Çam balı, kristalizasyona dayanıklılığı ve önleyici özelliği ile, tıpta ve gıda sektöründe çeşitli ürünlerde (örneğin dondurmalarda) bir doğal katkı maddesi olarak geniş bir kullanım alanına, ve önemli ihracat potansiyeline sahip bir üründür. Ülkemizin akciğeri sayılan zengin orman bölgelerinin doğal ürünüdür.
 Çam balı diğer balların aksine çiçeklerden toplanan nektarlardan değil, arıların çam ağaçları üzerinde oluşan reçineleri işleyerek elde ettikleri salgı balı türüdür.  Öncelikle Ege ve  Akdeniz bölgelerinde üretilir. İlkbahar -  sonbahar aralıklarında işlenir.  Koyu bulanık kahverengi renkte, keskin bir tadı ve çam ağacına özgü rayihası vardır. 
Çam balının solunum yollarına, sindirim sistemine olan olumlu etki ve faydaları tıpta kabul görmüştür.  Her sabah bir bardak ılık su ile karıştırılarak aç karnına içildiğinde, kilo verdirme özelliğine sahiptir.
Kekik Balı  Kekik; genusun beş farklı türünden nektarlı bitki olarak bilinir. Yaygın olarak kırsal bölgelerde yetişen bir bitkidir.  Ülkemizde öncelikle Ankara, Çankırı, Kastamonu, Bolu, Amasya, Trabzon ve Kütahya'nın  tepe ve dağlarında doğal ortamda  bol miktarda  yetişir. Kekik bileşiminde "Timol" içeren uçucu bir yağ vardır. Çiçeklenme dönemi Mayıs başından Ağustos sonuna kadar devam eder.  Fer Kekik Balı açık altın sarısı renktedir. Tadı ve aroması çok güzeldir. Fer Kekik Balı enzim içeriği bakımından çok zengindir.  Antiparaziter etkisi ile bilinir. Bu etkisi timol denen terpenik maddeden dolayıdır. Kekik balı soğuk algınlığını  kısa sürede giderir ayrıca  yara iyileştirici özelliği vardır.
Kekik Balı : Kekik balı, bal çeşitlerinin arasında en özellikli olanıdır. Saf kekik otundan öz toplayan arıların ürettiği şeffaf, kekik kokulu, buruk tatlı bir baldır. Karaciğer başta olmak üzere mide, astım ve egzema hastalıklarına iyi geldiği söylenir. Ege, İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin yüksek rakımlı yaylarındaki kekiklerin nektarını içeren ballardan özenle seçilen  Kekik balları, sizlerin damak zevkine sunulmuştur.
Yayla Çiçek Balı  
 Yayla Balı: İç, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri'nin yüksek dağlarından özenle seçilmiştir
Çiçek florası bol olan, Türkiye'nin en verimli, yüksek yayla ve meralarında karma kır çiçeklerinden elde edilir. Açık kehribar renkte hoş bir rayiha ve keskin tadı olan bu bal, kahvaltıların olmazsa olmaz denile bilecek bal çeşididir.  Bir - iki çorba kaşığı Yayla Balı günlük enerji ihtiyacımızın önemli bir kısmını karşılamaya yeterli ve sinir sistemini güçlendirmekte gereklidir. Balın hammaddesi, nektar denen balözüdür. Balın kalitesi, doğrudan nektara bağlıdır. Çiçeklerin ve çeşitli bitkilerin salgıladıkları nektarın, bal olabilmesi için kimi işlemlere tabi tutulması gerekmektedir.Arı, genellikle bir seferinde sadece tek çeşit çiçekten nektar toplar. Yani ilk olarak arı hangi çiçek türünden nektar toplamaya başladıysa, hep o türden çiçekleri dolaşır, başka çiçeklere gitmez.Nektar yükü ile kovana dönen tarlacı arı, karşısına çıkan genç evci arıya bir damla nektar verir. Sonra kovan içinde ilerlemeye devam eder.iki ya da üç evci arıya geri kalan nektar yükünü aktarır.Dışarıda nektar bol ise, tarlacı arılar hızla yükünü boşaltıp tekrar tarlaya dönerler. Eğer nektar kaynanağı yeni ve mükemmel ise, nektar yüklü arı kovana girince diğer arılara durumu anlatmak için bir çeşit hareketlerde bulunur, karnın ı sağa sola hareket ettirir. Bu dansı seyreden beş- altı arı, aldıkları bilgiye istinaden nektar kaynağını bulmak üzere kovandan ayrılır. Dans hareketlerinde bulunan arı, bu hareketlerine devam eder ve kendisi kovandan ayrılıncaya dek en az bir düzine arı, bahsi geçen nektar kaynağını bulmak için uçuşa geçer. Ege bal olarak bizler, yukarıda anlatılan işlemleri yakından takip ederek ve polen analizi yöntemiyle 1 gr. baldaki polen sayısının tesbit edilen orana göre sizlere sunduğumuz balları, arıların nektar çeşitlerine göre, yayla çiçek balı ve kekik balı olarak sınıflandırmaktayız.Yayla Çiçek balı, çok değerli ve besleyicidir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar